1 Ocak 2003 tarihi itibariyle hobby olarak açtığımız
lokantamızı, zaman içerisinde farklı düşüncelerimizi
hizmete sunarak "LAZ DÜRÜMCÜ" adı altında diğerlerinden
"Farklı" bir dürümcülük anlayış ve konsepti ile, eşsiz
bir lezzet ve damak tadı şöleni sunuyoruz.
Adana ve
Urfa denince akla ilk gelen nasıl kebap
oluyorsa,Karadeniz denince de akla ilk gelen hamsi
oluyor. Peki bir Karadenizli dürümcü olursa? Hele bu
Karadenizli bir mucit çıkarsa… İşte o zaman hamsi
kebabının , hamsi iskender, hamsi beyti, hamsi nazik ve
hamsili künefe’nin icadı kaçınılmaz demektir.
Biz, Karadeniz’in hamsisini Doğu’nun kebabına uyarladık
ve ortaya ‘Laz Dürümcü’ çıktı.
Her şey bir
izci kampında, babası bir lokantacı olan öğretmen Can
Kaya’ nın, izci gençlerle kamptayken onlara düşük
maliyetli ve besleyici bir yemek hazırlamak istemesi ile
başladı. Can öğretmen, bu yemeği yapmanın yollarını
ararken aklına gelen fikirle hamsiyi ızgarada pişirip,
tıpkı kebap dürüm gibi lavaş ekmeğinin arasına koyar...
Balık yemeyenlerin bile bunu iştahla yediğini gören Can
öğretmen lokantacı babası Bekir Bey’e ve annesi Emine
Hanım’a bu fikrini anlatır ve hamsi dürüm, yani "LAZ
DÜRÜMCÜ" devri başlayıverir.
Yapılan
“Laz Dürüm” öncelikle gelen müşterilere ikram edilir,
oldukça beğeni ve takdir görür. Ardından da
Kocamustafapaşalı' lar müdavimi olurlar. Bu böyle devam
ederken de hamsi kebaplarının ardı arkası
kesilmez.
Sonraki
günlerde, Bekir Bey ocakbaşının ustasına ”Çek bi
iskender” diyecekken “Çek bi hamsi iskender” deyiverir.
O günden sonra da “HAMSİ İSKENDER” çıkıverir ortaya.
Arkasından da Hamsi Beyti ve tüm hamsi kebapları...
Hamsili kebapları görenler, kebapları yemek için gelir
olmuşlar.
Son derece
özgün balık kebaplarının yanında,bir kebapçıda
bulunabilecek tüm çeşitler “LAZ DÜRÜMCÜ” de.
Evet,
hikayemizin geçtiği bu lezzet ve otantizm dolu mekana
sizleri de bekliyoruz.